Madenler artık suyun altından çıkarılacak

Altın, gümüş, bakır gibi değerli madenler artık suyun altında da aranacak. Artan Dünya nüfusuna paralel ihtiyaçların artması, üstüne üstlük bir de çağın hastalığı tüketim çılgınlığı da eklendiğinde varolan kaynaklar hızla tükeniyor. Daha fazlasına ihtiyaç duyarken varolanın da tükenmeye başlaması insanoğluna akıl almayacak şeyler yaptırıyor. Bunun en son örneği ise madenlerin toprağın derinliklerinde değil de okyanusun derinliklerinden çıkarılacak olması.

Evet, yanlış duymadınız, artık değerli madenler suların derinliklerinden çıkarılacak. Kanadalı Nautilus Minerals adlı maden şirketi, Papua Yeni Gine açıklarında dünyanın ilk deniz dibi madenciliği üretimine 2019 yılında başlayacağını, bunun için gerekli teçhizatın hazırlıklarını son hız sürdürdüklerini açıkladı.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Sevgisizlik bir ağacı öldürür mü?


Kesilemeyecek kadar büyük bir ağacın bir ay gibi bir süre içinde bir grup insandan gelen negatif enerjiyle çürüyüp düşeceğine inanır mısınız?

Solomon Adalarında bunun gerçek olduğuna dair iddialar var. Tarım yapmak istedikleri topraklarda asla ağaç kesmeyen Solomon Adası yerlileri bunun ilginç ve daha etkili bir yolunu bulmuşlar. Özel güçlere sahip insanlar tan vaktinde ağacın etrafını sarıp ona negatif enerji veriyorlar, birden ağaca yüksek sesle bağırmaya başlıyorlarmış. Bu sihir seramonisi otuz gün boyunca tekrarlandıktan sonra ağaç içten içe çürüyerek ölüyor ve yıkılıyormuş.

İlk defa 1988 yılında Robert Fulghum’un “All I Really Need to Know I Learned in Kindergarten” adlı kitabında dile getirilen bu durum gerçek mi bilinmez ama bu dünyadaki en büyük kötülüğün sevgisizlik olduğunu bizlere hatırlatması açısından oldukça ilginç…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Örümcekler insanlardan daha çok et tüketiyorlar!

Et tüketiminde örümceklerin insanları geçtiğini söylesek inanır mısınız?

Dünya genelinde insanlar yılda 400 miyon ton civarında et ve balık tüketiyor. Örümcekler ise ağlarına kıstırdıkları böcekler ve canlılarla yılda 400 ila 800 milyon ton arası et tüketiyorlar. Hem de çoğunlukla sinek, sivrisinek, çekirge, karınca gibi küçük hayvanlar yeseler de bazı türleri kertenkele, balık, kuş ve hatta yarasa bile yiyor.

45 bin farklı türü bulunan bu sekiz bacaklı canlılar işte bu nedenle doğanın dengesinde oldukça önemli bir yer tutuyorlar. Tarımsal alanda zararlı böceklerin azalmasında hayati rol oynayan örümcekler, ormanlar ve otlaklık alanlarda çok daha etkili avlanıyorlar.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Burun şeklimizi genetik değil, iklim belirliyor

Şimdiye kadar genetik olarak atalarımızdan miras aldığımızı sandığımız burunlarımızın aslında çok uzun bir evrim süreci içinde iklim koşulları tarafından şekillendiğini söylesek inanır mısınız? Uluslararası bir araştırma ekibi, insan burnunun yaşadığı bölgenin iklim koşullarına uyum sağlayabilmek için uzun bir zaman dilimi içerisinde şekillendiğini keşfettiler.

Burnumuzun temel işlevi soluduğumuz havayı sıcak ve nemli hale getirerek vücudumuza aktarmak. Bu nedenle de soğuk bölgelerde yaşayan insanların burun delikleri daha küçük, burunları ise daha büyük boyutlarda oluyor. Çünkü küçük burun delikleriyle kontrollü bir şekilde solunan hava, büyük boyutlu bir burun içinde yol alarak daha kolay sıcak ve nemli hale getirilebiliyor. Doğal olarak da sıcak ve nemli coğrafyalarda burun delikleri daha büyük ve burunların boyutları daha küçük oluyor.

Araştırmaya göre ayrıca cinsel anlamda çekicilik de burun yapısında önemli bir yere sahip. İnsanlar daha küçük burunları daha çekici bulduğu için zamanla küçük burunlar daha baskın hale geldi. Hem cinsel seleksiyon, hem de ekolojik seleksiyon birbirlerini tamamlayıp güçlendirerek burun yapıları belirlendi.

Karadenizli birini burnundan hemen tanıyabilmemizin ya da küçük ve basık bir burna sahip olan kişinin Afrikalı olduğunu ifade etmeye bile gerek duymamamızın nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Ardıç ağacının şaşırtıcı hikayesi…

Ardıç ağacının annesi Ardıç kuşudur desek inanır mısınız? İnanması zor olsa da buna inansanız iyi olur çünkü bu doğru…

Ardıç ağacının tohumları yere döküldüğünde diğer bitkiler gibi toprağa karışıp yeniden hayat bulamaz. Bunun için Ardıç kuşuna ihtiyacı vardır. Ne zaman ki bir ardıç kuşu gelir o tohumları yer ve sindirirken kabuklarını çatlatarak dışkısıyla onu tekrar toprağa iade eder, işte o zaman muhteşem ardıç ağacının varolma süreci başlar.

Ayrıca Ardıç ağaçları en çetin doğa koşullarına sağladıkları mükemmel uyum ile de ünlüdürler.

Böylesi direnç ve macera dolu bir varoluş nedeniyle Ardıç ağacı bazı kültürlerde kutsal olarak kabul edilir. Türklerin kadim dini Şamanizm ve Bektaşi-Alevi kültürü bu kültürlerin bazılarıdır.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Dünyaya birlikte şaşıralım!

Herkese Merhaba!

Günlük yaşamın koşuşturmacası ve rutinliği içinde biraz olsun ruhumuzu ve beynimizi besleme ihtiyacı duyuyoruz. Dünya sandığımız kadar sıkıcı bir yer olmayabilir. Dünyanın her bir yerinde her an bizi şaşırtacak şeyler oluyor. Bu şaşırtıcı bilgileri eşit, özgür, çevreci ve sağlıklı bilgilerle edinmek keyifli olacak. İşte bizim buradaki amacımız da bu…

Hep beraber bu tuhaf ama keyifli yolculuğa çıkıyoruz. Hepimize kolay gelsin.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr