Fazla tuz beyin fonksiyonlarını bozuyor

Çok fazla tuzun kalbimizi ve tansiyonumuzu kötü etkilediğini biliyoruz. Ancak fazla tuzun beynimize olan olumsuz etkisinin çok daha fazla olduğu keşfedildi.

Bilim insanları yaptıkları deneyde fareleri yüksek tuz oranına sahip yiyeceklerle beslediler. Yüksek tuzlu bir diyetle beslenen farelerin zihinsel performanslarının düştüğü ve bilişsel bozukluk belirtileri gözlemlendi. Fareler labirent çözme becerilerini yitirdiler ve onlar için bir nevi anten görevi gören bıyıklarına karşı duyarlılıklarını yitirdiler. Hatta beslenmenin üçüncü ayında fareler delilik ameraleri göstermeye başladılar. Bunun nedeni ise farelerin beyinlerinde kan eksikliğiydi.

Bilim insanları benzer etkilerin insan beyninde de görülme olasılığının hayli yüksek olduğunu belirtiyorlar. Ancak bunun daha çok kan basıncıyla ilgili olabileceğinin de altını çiziyorlar.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Yalnızlaşan dünyada ilk Yalnızlık Bakanlığı kuruldu

Ne ilginçtir ki nsanların yalnızlığı dünya nüfusuyla birlikte artıyor. Modern yaşamın getirdiği hayat koşulları insanları her gün biraz daha kendi kabuklarına hapsedip yalnızlaştırıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde oldukça büyük bir sorun olarak öne çıkan yalnızlık sorunu artık sosyal bir sorun olarak ele alınmaya başlandı.

Dünyanın en büyük sömürgeci ülkesi olan İngiltere yalnızlığın en yoğun yaşandığı ülkelerden biri. İngiltere’de 9 milyon kişi yalnız. Bunların da 4 milyonunu 75 yaşından büyük insanlar oluşturuyor. 75 yaşından büyük insanların çoğu günlerce bazen haftalarca hiçbir sosyal temas kurmadan yaşıyor.

Bu nedenle İngiliz hükümeti konuya el atmaya ve yalnızlıktan kaynaklanan acı ve sorunlara çözüm getirmeye karar verdi. Hükümet bir “Yalnızlık Bakanlığı” kurdu.

Yalnızlık Bakanı olarak atanan Tracey Crouch, bu konunun öldürülen İşçi Partisi lideri Jo Cox’un tutkuyla ilgilendiği bir konu olduğunu ve kendilerinin de onun anısına sahip çıkmak ve ingiltere’de yalnızlıktan ötürü acı çeken milyonlarca kişiye yardım etmek için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Uzayda boyu 2 cm uzadı

Yerçekimsiz ortamda omurlar üzerinde baskı olmadığından insan omurgası uzayabiliyor. Bunun en son örneği de 3 haftadır Uluslararası Uzay İstasyonu’nda bulunan Japon astronot Norishige Kanai.

Kanai bu süre içinde 2 cm. uzadı. Aslında ilk başta sosyal medya üzerinden yaptığı “9 cm uzamışım. Üç hafta içinde bir bitki gibi büyüdüm” açıklamasıyla tüm dünyanın ilgisini çekmişti. Hatta bu şekilde uzamaya devam ederse Haziran sonunda kendisini eve götürecek Soyuz aracının koltuğuna sığamayacağından endişe ettiğini belirtmişti. Ama bu açıklamalardan bir kaç gün sonra Kanai ölçümlerde bir hata olduğunu ve gerçekte boyunun 2 cm uzadığını açıklayarak bu açıklaması için özür diledi.

Uzmanlar kişilerin uzayda uzayabileceğini ve ölçülerin kişiye göre farklı olabileceğini kaydediyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Bakın Türkler uzaya ne yolladı?

İsviçre’nin Zürih kentinde restoran işleten üç Türk kardeş uzaya döner kebap gönderdi. Kebap uzaya ulaştıktan sonra Dünya’ya geri düştü. Düşen kebabıve üzerindeki ekipmanlarını 7 saat boyunca arayan kardeşler onu bir ağacın tepesinde buldular.

Çok fazla Türk stili gibi koksa da hem restoranlarının reklamını yapmak hem de Guiness Rekorlar Kitabı’na girmek için hiç fena bir fikir değil.  Ayverdi adlı restoranın sahibi Ali Ayverdi de bu konuda harekete geçtiklerini ve uzaya çıkan ilk kebap rekorunun kayıt altına alınması için Guiness Rekorlar Kitabı’na girme görüşmeleri yürüttüklerini açıkladı. 

Ali Ayverdi İsviçre basınına yaptığı açıklamada, “Weinningen’den uzaya bir balona bağlı şekilde kebap gönderdik. Kebap 37.795 metre yüksekliğe ulaştı” dedi. Ayverdi, üçüncü denemede uzaya kebap göndermeyi başarabildiklerini belirtti.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Trump’ın çıkmasını önleyemediği kitap satış rekorları kırıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasetteki ilk yılını anlatan “Ateş ve Öfke: Trump Beyaz Sarayının İçinden” adlı kitap satışa sunulduğu ilk gün adeta kapışıldı. Kitap, dış politikadan Beyaz Saray ekibi arasındaki anlaşmazlıklara, kritik konulardaki karar alma süreçlerinden Trump’ın akıl sağlığına kadar pek çok konuya yer veriyor. Ateşli tartışmaları da fitilleyen bu kitap ABD’de satışa çıktığı ilk gün olan Cuma günü çok satanlar listesinin birinci sırasına yerleşti. Birçok kitapçıda daha ilk günden bir kaç saat içinde kitap tükendi.

Kitabın yazarı Michael Wolff, Trump’a yakın görev yapmış veya halen görevde olan bir isim. Kitabını yazarken 200’e yakın isimle görüşmeler gerçekleştirmiş. Yazar kitabında Trump’ın başkan olmayı gerçekten istemediğini ve seçilmeyi beklemediğini” iddia ediyor.

Trump’ın akıl sağlığı başkanlığa uygun değil

Ama yazarın en ilgi çeken iddiası Trump’ın akli dengesinin başkanlık yapmaya uygun olmadığı. Kitapta Trump, “dış politika konularına ilgisiz”, “iç politik konularda takıntılı”, “ne düşündüğünü son ana kadar ilgili kişilere söylemeyen”, “televizyon izlemeye ve hamburger yemeye düşkün” biri olarak tanımlanıyor. Trump’ın Beyaz Saray’a yerleştikten sonra odasına iki yeni TV eklettiği, zehirlenme korkusundan dolayı uzunca bir süredir hazır hamburger menülerini seçtiği, yatağında saatlerce televizyon izlediği gibi birçok kişisel alışkanlık ve rutinleri kitapta yer alıyor.

Trump kitabın çıkışını engelleyemedi

Trump, twitter üzerinden yaptığı açıklamalarda “kitabın uydurma iddialarla dolu olduğunu” savunmuştu. Ayrıca akıl sağlığına yönelik iddiaları da reddederek, ABD’nin en iyi okullarından birine gittiğini, çok başarılı bir öğrenci olduğunu, milyar dolarlık işletmeler kurduğunu, televizyon dünyasında başarılı olduğunu ve ilk denemesinde ülkeye başkan seçildiğini dile getirmişti.

Trump’ın avukatları ise Başkan’ın onurunu zedelemek de dahil birçok ihlalden dolayı yazar ve yayınevi aleyhine dava açabileceklerini açıklamıştı.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

100 yaşında ama hala barmaidlik yapıyor

Fransız Marie Louise Wirth 100 yaşına gelmesine rağmen hala barmaidlik yapıyor. Emekli olmaya ise hiç niyeti yok.

Fransa’nın Calais kentinde 14 yaşında ailesinin açtığı barda başladığı çalışma hayatını 100 yaşına gelmesine rağmen hala sürdüren Wirth, hala yorulmadığını söylüyor. Her sabah 08.15’te açtığı barı gece 02.00’a kadar açık tutuyor.

Uzun ömrün sırrı…

Geçtiğimiz günlerde 100. Yaş gününü barda kutlayan Wirth uzun ömrünün ve enerjisinin sırrını çalışmasının yanında süt ürünlerinden ve meyveden uzak durmak ve içkide aşırıya kaçmamak olduğunu söylüyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Günde 4 bin adım atan daha iyi kavrıyor

Yürümenin insan sağlığı için son derece sağlıklı olduğunu biliyoruz. Ancak Amerikada yapılan bir araştırmada yürümenin bir yararı daha ortaya çıkarıldı. Araştırmada günde 4 bin adım atan insanların olayları ve olguları kavrayış yeteneklerinin geliştiği gözlemlendi.

Bilim insanları sürekli oturmak yerine günde dört bin adım atan kişilerin beyinlerinin hipokampüs adı verilen bölgelerinin kalınlaştığını belirtiyorlar. Bu bölge ise kavrama gücü ile ilgili ve bu kalınlaşma da sağlıklı olarak değerlendiriliyor. Yani hareketli insanlar anlatılanları, okuduklarını ve etraflarında olup bitenleri çok daha iyi ve hızlı bir şekilde kavrıyorlar.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Çukura düşen çocuk aynı çukura düşen kadın tarafından bulundu

Ölümü bir saatle ıskalayan bu çocuğun inanılmayacak derecede şanslı olduğunu söylemek hiç de abartı olmaz.

İnsanın ölme vakti gelmemişse ölmez inanışını oldukça güçlendiren bir gelişme Rusya’ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nde yaşandı. 10 yaşındaki Burat adlı çocuk kayboldu. Arama çalışmalarına gönüllü olarak katılan Guliya Yarullina adlı kadın karla kaplı olduğu için açık olduğunu göremediği kanalizasyon çukuruna düştü.

Düştüğü yerde aradıkları küçük Burat’ı gören kadın ikinci bir şok yaşadı. Çocuğun hareketsiz durmasından öldüğünü zanneden Yarullina korkudan çığlık atmaya başlayınca uyanan Burat da korkup çığlık atmaya başladı.

Yarullina hemen cep telefonundan yardım çağırdı ve hipotermi geçiren Burat hastaneye yetiştirildi. Yarullina çukura düşüp Burat’ı bulamasaydı, çocuğun bir saat sonra ölmüş olacaktı.

Mutluluktan zıplamaya başladı

Yarullina olayı şu sözlerle ifade etti: “”Başta öldüğünü sandım, ölü gibi yatıyordu. Korkup çığlık atmaya başladım. Sonra o da uyanıp çığlık attı. Ona korkmamasını, onu aradığımızı ve sonunda bulduğumuzu söyledim. Mutluluktan zıplamaya başladı”

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Bu kadın ikizini de bedeninde taşıyor!

Amerikalı Taylor Muhl isimli kadının vücudunun üst kısmının yarısı adeta cetvelle çizilmiş gibi iki farklı renge sahip. Halk arasında yarım ağrı olarak bilinen migreni andıran bu durumu merak eden Taylor’a doktorlar son derece şaşırtıcı gerçeği açıklamışlar. Taylor anne karnındayken ikizinin DNA’sını da emerek kendi vücudunda birleştirmiş.

Taylor vücudunun yarısında DNA’sını taşıdığı ikizinin farklı bağışıklık sistemi ile kendi bağışıklık sisteminin sürekli birbirleriyle savaşması nedeniyle sık sık hastalanıyor.

Bir bedende iki kişi!

Tıp dilinde Kimera Sendromu adı verilen bu durum anne karnında ikizlerin hücrelerinin birleşerek tek bir bebeğin doğması anlamına geliyor. Doğan bebek ise iki ayrı DNA yapısına, kan dolaşımına ve bağışıklık sistemine sahip oluyor.

Yunan mitolojisinde Kimera

Hastalığın ismi ise Yunan mitolojisine dayanıyor. Kimera, Yunan mitolojisinde tek bir vücutta çeşitli canlıların kimi uzuvlarına sahip, ağzından ateş püskürten yaratık. Genellikle yaratığın bir başı aslan, bir başı keçi, gövdesi aslan ve kuyruğu yılan olarak tasvir ediliyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Tek kelime yazmadan servet kazanıyor

Dünyayı hayal gücüyle kasıp kavuran Harry Potter’ın yazarı İngiliz J.K. Rowling 2017 yılında tek kelime yazmamasına rağmen milyonlar kazandı. Rowling, fantastik bilim kurgu kitap serisi ve kitabın film uyarlamalarından aldığı telif bedeli ile para basmaya devam etti. Hayal gücünün en büyük servet olduğunun canlı kanıtı olan Rowling 2017 yılında tam 34 milyon sterlin (174 milyon lira) kazandı. Kasasına eklenen bu servetle birlikte yazarın serveti toplamda 650 milyon sterline (3 milyar 400 bin lira) ulaştı.

Kendi hayatından yola çıkarak özlemlerini kaleme aldı

52 yaşındaki yazar büyük küçük herkese hitabeden kitabında büyücülük yeteneklerinin farkında olmayan, Hogwarts Büyücülük Okulu’ndan gelen davetiye üzerine sıkıcı hayatından kurtulan Harry Potter adlı bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Aslında silik bir çocukluk ve yetişkinlik yaşayan Rowling yıllarca içinde biriken isyanını ve özlemlerini yazmış. Hem de yanıbaşında pusette kızı uyurken çoğunlukla kafelerde…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr