AB sınırlarını aşan hamile inek öldürülebilir

Ülkeler arasındaki sınırlar sadece insanların değil diğer canlıların başına da bela oluyor. Bunun en son ve tipik örneği Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan’da yaşandı.

Bulgar vatandaşa ait Penka adlı hamile bir inek Bulgaristan sınırlarını sınır muhafızları farketmeden geçerek Sırbistan’a girdi. Penka, Sırp bir vatandaş tarafından bulunup kulağındaki kimlik sayesinde tespit edilen sahibine ulaştırılmak istendi. Ancak AB kuralları gereği Bulgaristan Penka’nın ülkeye yeniden girişini yasakladı.

Bulgar gümrük yetkilileri Penka’nın bir doktor tarafından muayene edilmesi gerektiğini belirtti. Sahibi Penka’nın sağlıklı olduğuna dair bir Sırp veterinerden sertifika aldı. Yine de, Bulgar makamları Penka’nın vurulmasını talep ettiler.

Bunun üzerine change.org  üzerinden 15 binden fazla imza toplanarak Penka için AB kurallarında bir istisna talep edildi.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Dalga geçmek için kuruldu ama inanılmaz değer kazandı!

Bitcoin ismini sanırım artık duymayan kalmamıştır. Sanal para birimi olarak son dönemde oldukça değerlenen ve değerlendikçe de hakkında olumlu ve olumsuz yorumların ayyuka çıktığı para birimi. Oysa bitcoin sayıları bini aşan kripto para birimlerinden sadece biri…

Bu sanal paralardan biri de Dogecoin. Ancak Dogecoin’in oldukça ilginç bir hikayesi var. Kurucusu Jackson Palmer kripto paralarla dalga geçmek için 2013 yılında Dogecoin’i kuruyor. Hem de boş vaktinin olduğu bir gün bir bira açıp çok da düşünmeden…

Dogecoin ava giderken avlandı!

Durum bu olunca da Dogecoin iki yıldır güncelleme almadı. Üzerinde sadece bir köpek kafası bulunan sanal para birimi buna rağmen milyar dolarlık bir piyasa büyüklüğüne erişti. Dogecoin’in piyasa büyüklüğü son bir yılda 82 katına çıktı ve 2 milyar doları aştı. Dogecoin’in değeri ise 73 katına çıktı ve 0,018 ABD doları oldu.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

İsviçre’de böcekten yapılan yiyeceklere ilgi yoğun

Her toplumun yemek zevki ve damak kültürü farklı. Birine nefis gelen bir yiyecek bir diğerinin midesini bulandırabilir. Özellikle Asya toplumlarında bizlere mide bulandırıcı gelen hayvanların, çeşitli hayvan uzuvlarının ve böceklerin önemli ve değerli bir besin olarak çok fazla tüketildiğini biliyoruz.

Ama bu defa böcek yiyeceği işine el atan batının gelişmiş bir ülkesi. İsviçreli süpermarket zinciri Coop, farklı tatlar denemek isteyen müşterilerine içinde böcek bulunan böcek burger ve böcek topları gibi ürünlerin satışına başladı.

Sağlıklı ve lezzetli…

Coop’un internet sitesinde bu yeni satışa sunulan ürünler ‘sağlığınız için’ ve ‘lezzetli’ şeklinde tanımlanıyor. Böcek burgerler, un kurdundan yapılıyor ve pirinç, sebze (havuç, kereviz, pırasa) ve baharatlar içeriyor. Burgerler dışında Coop’un sunduğu ürünler arasında un kurdu, nohut, soğan ve sarımsakla yapılan, kişniş ve maydanozla tatlandırılan köfte benzeri bir ürün de mevcut. Ayrıca market, çekirge, hurma, elma, kuru üzüm ve yaban mersininden yapılan enerji barları da satıyor.

Coop’un böcek ürünlerine gösterilen yoğun talep nedeniyle böcek ürünleri satılan marketlerin sayısı yediden on ikiye çıkarıldı. İçinde iki tane böcek burger bulunan paketin fiyatı yaklaşık 9 dolardan, böcek barların tanesi ise 3,60 dolardan satılıyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

İngilizceyi yapay zekadan öğreneceğiz

İngilizce öğretmenliği tarihe karışabilir. İngilizce öğretmek üzere ‘Parla’ adında bir yapay zeka geliştirildi. Ücretsiz yapay zeka, barındırdığı birçok programı sayesinde daha etkili ve verimli dil öğretiyor ve öğrenim düzeyini hemen grafikleştiriyor.

Ancak şu anda Türkçe dil seçeneği yok. Parla’nın geliştiricileri 2020 yılına kadar farklı dil seçeneklerini geliştirecekler.

Yabancı dil öğrenimini tamamen değiştirmesi beklenen Parla, bir öğretmen gibi İngilizce öğrenenlere ödev veriyor, hataları düzeltiyor, bir sonraki adımda neler öğrenmesi gerektiğini söylüyor ve yeni bir kelimeyi veya gramer bilgisini açıklıyor. Her yere taşınabiliyor olması ise İngilizce öğrenmede mekan sınırlamasını kaldırıyor. Dahası, süre kısıntısı da yok. İnsanlar boş oldukları zaman dilimlerini kısa da olsa dil öğrenmek için değerlendirebiliyorlar.

Yapay zekanın önümüzdeki dönemlerde yabancı dil öğrenmeyi tamamen farklılaştıracağı, daha etkili ve verimli hale getireceği tahmin ediliyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Sessizlik en iyi müzik!

Apple’ın müzik uygulaması iTunes’da yayınlanan 10 dakikalık sessizlikten oluşan bir parça büyük bir ilgiyle karşılandı. Samir Mezrahi adlı internet kullanıcısının 10 Ağustos’ta iTunes‘ta yayınladığı 10 dakikalık sessizlikten oluşan bir parça iTunes tablosunda hızla yükseliyor. Şu anda Kendrick Lamar, Kesha, Selena Gomez, The Chainsmokers ve diğer birçok ünlü şarkıcıyı geçerek 67. sıraya yükseldi.

Mezrahi’nin 10 dakikalık sessizlik parçasını duyurduğu tweet de 15 bin’den fazla beğenildi. Yok satan ‘A a a a a Very Good Song’ adlı parçanın Apple tarafından iTunes Store’dan kaldırılıp kaldırılmayacağı da merak ediliyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Çin’de bir üniversitede internet fenomeni olma bölümü açıldı

İnternet günümüz insanının vazgeçilmez uğraşlarının başında geliyor. Bir çok sosyal medya ağında yarışan milyonlarca insan takipçi sayılarını artırmaya çalışıyor. Kimi bunda başarılı olup bunu önemli bir kazanç kapısı haline getirirken kimi de pek başarılı olamıyor.

Eğer siz de internet fenomeni olmak istiyor ama bu konuda çok da başarılı olamadığınızı düşünüyorsanız artık endişelenmeyin. Bunun için eğitim alıp kendinizi geliştirebilirsiniz.

Bu konuda ilk girişim Çin’den geldi. Çin de bir üniversite, internette ünlü olabilmek için gerekli yeteneklerle donatmak için üç yıllık özel bir önlisans bölümü açtı. Makyaj sınıflarından, podyum yürüyüşü çalışmalarına ve estetik, halkla ilişkiler, fotoğraf düzenleme yetenekleri ve dans performanslarına kadar, internet fenomeni olmak için gerekli her şey burada öğretiliyor. Şu anda çoğu kadın olmak üzere bu bölümün toplam 33 öğrencisi bulunuyor.

Tabi bunu başaran Çinliler yılda 46 milyon dolara kadar para kazanabiliyorlar. Çünkü Çin’de 700 milyon cep telefonu kullanıcısı mevcut. Ancak bu bölümlerin dünyanın farklı ülkelerinin üniversitelerinde de açılması kaçınılmaz.

 

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Kitap yedirten seçim sonuçları

İngiltere’de gerçekleştirilen erken genel seçimlerde İşçi Partisi büyük bir başarı yakaladı. İktidardaki Muhafazakar Parti meclis çoğunluğunu kaybederken, İşçi Partisi meclisteki sandalye sayısını 262’ye yükseltti.

Bu sonuçlar televizyonda ilginç bir olayın yaşanmasına neden oldu. Kent Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümü profesörü Matthew Goodwin seçimden önce twitter’da başını yakacak bir açıklama yaptı. Goodwin, seçimlerde İşçi Partisi oyların yüzde 38’ini alırsa kendi yazdığı “Brexit” isimli kitabı yiyeceğini söyledi.

İşçi Partisi de özellikle parti başkanı Jeremy Corbyn’in başarılı hamleleri ile seçimde oyların yüzde 40’ını alınca iş başa düştü. Siyaset profesörü verdiği sözü canlı yayında yerine getirdi. Kitabından sayfalar koparan Goodwin, kitabını yedi.

Siz siz olun asla büyük sözler etmeyin. Hele de konu siyasetse…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

İsrailli hemşire savaş siyasetini paramparça etti

Devletlerin yürüttüğü düşmanca siyasetlerin halklarla bir ilgisi olmadığının ve olmaması gerektiğinin en güzel, en ilginç örneği İsrail’de yaşandı. Yıllardır süren İsrail-Filistin savaşı, güzel yürekli bir İsrailli kadın tarafından paramparça edildi.

Filistinli dokuz aylık Yaman bebek, İsrail’de anne babası ile trafik kazası geçirdi. Babası kazada ölen, annesi ise ağır yaralanan Yaman bebek, hafif yaralandı. Ancak anne sütüne alışmış olan bebek hastanede bir türlü biberon ile beslenmeyi kabul edemedi. Yedi saat boyunca Yaman bebeği beslemeye çalışan ancak başaramayan, aç kalmasına dayanamayan İsrailli hemşire Ula Ostrowski-Zak, gönüllü olarak belli aralıklarla Yaman bebeği emzirerek bebeği aç kalmaktan kurtardı.

Hangi anne olsa aynı şeyi yapardı…

Kendisinin de emzirdiği küçük çocuğu olan İsrailli hemşire, çocuğun halasının yaptığı karşısında inanamadığını kaydetti. Bebeğin halasının kendisine sarılarak teşekkür ettiğini belirterek, “Hangi anne olsa bunu yapardı” dedi. Ayrıca bir fotoğrafını da twitter üzerinden paylaşan hemşire, binlerce beğeni aldığını ve binlerce kadının Yaman bebeği emzirmek için gönüllü olduğunu da söyledi.

Dünyayı kadınlar kurtaracak. Bu boşuna söylenmiş bir söz değil…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Sandy Kasırgası’ndan mültecilere uzanan bir evsizlikle mücadele hikayesi


Bazen yaşanan felaketlerden güzellikler doğabiliyor. 5 yıl önce ABD’de yaşanan Sandy Kasırgası gibi. Önüne çıkan herşeyi silip süpüren kasırga binlerce insanı evsiz bırakmıştı. Bunun üzerine duyarlı bir insan bir emlak uygulaması olan Airbnb’nin yöneticilerine kasırgadan etkilenenlere evini bedava kiralayıp kiralayamayacağını sordu.

İşte bu soru üzerine harekete geçen Airbnb yönetimi, önce kasırga mağdurları için, ardından da dünyada ihtiyaç sahibi insanlar için e-posta listeleri, telefon görüşmeleri ve kişi adlarının toplandığı listeler kullanılarak çalışmalar yürüttü.

Open Homes yazılımı ile verim artırıldı

Ancak zahmetli ve zaman alıcı olan bu verimsiz işlemleri geliştirmeye karar veren Airbnb, Open Homes adlı bir yazılım geliştirdi. Bu yazılım, dünyanın dört bir yanında evsizlikle karşı karşıya kalan kişileri, Airbnb topluluğunun yardımsever ev sahipleri ile buluşturacak.

Bu yılın başından bu yana bu çalışmalar sayesinde 290 mülteci geçici evlerine yerleştirildi. Bu yazılım ile önümüzdeki 5 yıl içerisinde, ihtiyaç sahibi 100 bin kişiye kısa süreli kalacak yer sağlanması amaçlanıyor.

 

 

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Çöpten topladığı kitaplarla kütüphane kurdu!

Kolombiyalı Jose Alberto Gutierrez, 20 yıl boyunca çöplerden topladığı kitaplardan herkesin yararlanabileceği bir kütüphane oluşturdu.

Kolombiyalı çöp toplayıcısı Gutierrez 20 yıl önce çöpte Rus romanı “Anna Karenina” nın bir kopyasını bulduğunda, kitap macerası da başlamış oldu. Bu kitabı alıp saklamaya karar veren Gutierrez, o günden bu yana atılan kitapları topluyor. Çocukluğunda okulu bitirme olanağı olmayan Gutierrez böylece, çöpten topladığı ve bağışlardan oluşturduğu 25 bin kitaplık muazzam bir kütüphane oluşturmayı başardı.

Digital çağın “Kitapların Efendisi”

Çevredeki insanların “Kitapların Efendisi” lakabını taktıkları Gutierrez yaptıklarını, “İnsanların kitapları çöplere attığını farkettim ve bu kitapları kurtarmaya başladım” diye ifade ediyor.

Gutierrez, evinde oluşturduğu kütüphane ile bölgedeki çocukların ödevlerinde ve çalışmalarında yardımcı oluyor. Bu arada kendisi de kütüphanesinden yararlanarak çocukluğunda yarım bıraktığı okulu bitirme sınavlarına hazırlanıyor. Ayrıca bu ilginç hikayesiyle Gutierrez, Güney Amerika ve Meksika’daki uluslararası kitap fuarlarına davet ediliyor.

Cep telefonları ve bilgisayarların yaygınlaşmasıyla kitap okuma oranı dünya genelinde düşüş kaydetti. Ancak bir çok kişi kitap okumanın yerini hiç bir şeyin almadığında hemfikir. Gutierrez, kitapların ve kitap okumanın bir tutku olduğunu, dijitalleşmenin alıp başını gittiği bu dönemde bir kez daha bizlere hatırlattı. Bir de insanın içinde yarım kalan şeylerin nasıl biriktiğini ve doğru yönlendirildiğinde ne büyük bir potansiyele sahip olduğunu da…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr