Bir hayal gerçek oluyor: Yeşil şehir!

Tüm elektrik ihtiyacınızı başta güneş olmak üzere rüzgar, jeotermal, hidroelektrik ve biyogaz gibi doğayı kirletmeyen temiz enerji kaynakları ile karşıladığınız bir şehirde yaşamak ister miydiniz?

Petrol ya da kömür gibi fosil yakıtlarla kirletilmemiş pırıl pırıl, tertemiz bir güne uyandığınızı ve pencerenizi açarak bu temiz havayı derin derin soluyarak güne başladığınızı düşünün. Ve yine elektrikli arabalarınıza ya da elektrikli otobüsler, tramvaylar ve metro hatlarına binerek ağaçlı yemyeşil bir yoldan işinize, okulunuza, ya da bir dost ziyaretine gittiğinizi hayal edin. Ya da yakın mesafelerde yürüyerek veya bisiklete binerek formunuzu koruduğunuzu…

Şimdi zengin olmak vardı…

47 bin dolarınız varsa eğer, hayal etmenin ötesine geçip kendinize Amerikalı mucit ve girişimci Elon Musk’ın İngiltere’nin Cambridge bölgesinde kurmayı planladığı TeslaCity #1 şehrinden rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Zamanla tamamen yenilenebilir enerji kullanan yeşil şehirlerin sayısını arttırmayı planlayan Musk’ın Tesla şirketi, güneşten ve rüzgardan elde ettiği elektriğin fazlasını da ürettiği dev güneş bataryalarında depolayacak. İsteyen Elon Musk tarafından geliştirilen süper hızlı ulaşım aracı Hyperloop’a da binebilecek. Yeşil şehirde elektrikli araçların illa Tesla markalı olması şartı da yok…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Hava mürekkepli kalemle yazıp çizmek ister misiniz?

Mis gibi tertemiz bir havada oturup bir şeyler yazıp çizmeyi, ya da okumayı ister miydiniz? Kim istemez öyle değil mi? Bir de elinizdeki kalem, havayı kirleten trafikteki araçların egzoz borusundan ya da bacalardan toplanmış karbon isinden oluşturulan mürekkeple yazıyorsa, keyif biraz daha katlanabilir.

Tüm bunlar hayal değil, birileri bunu gerçekleştirmiş. Hindistan’da Gravky Labs adında bir girişim, büyük şehirlerde yaşanan hava kirliliğine bir nebze olsun çare bulabilmek için bir cihaz geliştirmiş. Kaalink adlı bu basit aparat, şehir havasını en çok kirleten trafikteki araçların egzozuna takılıyor ve egzosun dışarı saldığı o simsiyah karbon isinin neredeyse tamamına yakınını (yüzde 95) topluyor. Aparat ayrıca bacalara da takılabiliyor.

Bu eser hava kirliliğinden yapılmıştır!

Bu aparatla sadece havanın kirlenmesi önlenilmiyor. Ayrıca toplanan isler sanat ürünleri yaratmada kullanılıyor. Girişim Hong Kong’taki araçlardan topladığı karbonların isiyle sokakları boyayarak güzelleştirmiş. Şimdi de Londra’da karbon isi toplamaya başlayan girişim, isleri bu defa mürekkep haline getirerek markör kalemlerde kullanacak. Kaalink, 50 dakika boyunca çalışan bir aracın egzozundan bir kalem için gerekli olan mürekkebi toplayabiliyor.

Mürekkebin kalitesini arttırarak baskıya uygun hale getirmek için ise çabalar yoğun bir şekilde sürdürülüyor. İşte bu başarıldığında gerçek anlamda bir taşla iki kuş vurulmuş olacak.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Çimenler kokularıyla yardım çığlığı atıyor

Kendisiyle konuşulduğunda ya da okşandığında bir bitkinin daha çabuk ve çarpıcı renklerle büyüdüğünü muhtemelen duymuşsunuzdur. Ama bitkilerin yardım çığlığı attığını hiç duymuş muydunuz?

Hani yeni kesilmiş çimlerin kokusunu duyduğumuzda “Mis gibi çimen koktu” deriz ya, artık demeyelim. Çünkü bize tazelik ve ferahlık hissi veren o koku aslında çimenlerin zor durumda olduklarında saldıkları bir koku. Çimenler zor durumda olduklarını anlatmak için aslında bir yardım çığlığı gibi etrafa o kokuyu salıyorlar.

Bu koku ile çimenler sadece yardım çığlığı atmıyorlar aynı zamanda da inanılmaz bir şekilde yaralarını iyileştirip, olası yaralanmalara karşı da bünyelerini güçlendiriyorlar. Bu kokudan sorumlu olan ve her yeşil bitkide az ya da çok bulunan Yaprak Alkolü olarak adlandırılan cis-3-hekzen-1-ol molokülü çimin kesilen ya da ezilen yaralı yerlerinin daha çabuk kapanmasını sağlıyorlar. Ayrıca,yaraları dış etkenlere karşı koruyan bu moleküller sayesinde çimenlerin yaraları bakteriyel enfeksiyonlar ve mantarlardan korunuyor. Bu kimyasal salgıların bir kısmı da sağlam bölgelere giderek bu bölgelerin de hasara hazırlanmasını sağlıyorlar. Ne kadar müthiş bir sistem öyle değil mi?

Çok ender de olsa bazı insanlarda ağır yeşil ve çimen alerjisi olduğunu ve bu kokuyu aldıklarında bir kaç gün hayatın onlar için durduğunu da söylemeden geçmeyelim.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Sevgisizlik bir ağacı öldürür mü?


Kesilemeyecek kadar büyük bir ağacın bir ay gibi bir süre içinde bir grup insandan gelen negatif enerjiyle çürüyüp düşeceğine inanır mısınız?

Solomon Adalarında bunun gerçek olduğuna dair iddialar var. Tarım yapmak istedikleri topraklarda asla ağaç kesmeyen Solomon Adası yerlileri bunun ilginç ve daha etkili bir yolunu bulmuşlar. Özel güçlere sahip insanlar tan vaktinde ağacın etrafını sarıp ona negatif enerji veriyorlar, birden ağaca yüksek sesle bağırmaya başlıyorlarmış. Bu sihir seramonisi otuz gün boyunca tekrarlandıktan sonra ağaç içten içe çürüyerek ölüyor ve yıkılıyormuş.

İlk defa 1988 yılında Robert Fulghum’un “All I Really Need to Know I Learned in Kindergarten” adlı kitabında dile getirilen bu durum gerçek mi bilinmez ama bu dünyadaki en büyük kötülüğün sevgisizlik olduğunu bizlere hatırlatması açısından oldukça ilginç…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Örümcekler insanlardan daha çok et tüketiyorlar!

Et tüketiminde örümceklerin insanları geçtiğini söylesek inanır mısınız?

Dünya genelinde insanlar yılda 400 miyon ton civarında et ve balık tüketiyor. Örümcekler ise ağlarına kıstırdıkları böcekler ve canlılarla yılda 400 ila 800 milyon ton arası et tüketiyorlar. Hem de çoğunlukla sinek, sivrisinek, çekirge, karınca gibi küçük hayvanlar yeseler de bazı türleri kertenkele, balık, kuş ve hatta yarasa bile yiyor.

45 bin farklı türü bulunan bu sekiz bacaklı canlılar işte bu nedenle doğanın dengesinde oldukça önemli bir yer tutuyorlar. Tarımsal alanda zararlı böceklerin azalmasında hayati rol oynayan örümcekler, ormanlar ve otlaklık alanlarda çok daha etkili avlanıyorlar.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Ardıç ağacının şaşırtıcı hikayesi…

Ardıç ağacının annesi Ardıç kuşudur desek inanır mısınız? İnanması zor olsa da buna inansanız iyi olur çünkü bu doğru…

Ardıç ağacının tohumları yere döküldüğünde diğer bitkiler gibi toprağa karışıp yeniden hayat bulamaz. Bunun için Ardıç kuşuna ihtiyacı vardır. Ne zaman ki bir ardıç kuşu gelir o tohumları yer ve sindirirken kabuklarını çatlatarak dışkısıyla onu tekrar toprağa iade eder, işte o zaman muhteşem ardıç ağacının varolma süreci başlar.

Ayrıca Ardıç ağaçları en çetin doğa koşullarına sağladıkları mükemmel uyum ile de ünlüdürler.

Böylesi direnç ve macera dolu bir varoluş nedeniyle Ardıç ağacı bazı kültürlerde kutsal olarak kabul edilir. Türklerin kadim dini Şamanizm ve Bektaşi-Alevi kültürü bu kültürlerin bazılarıdır.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr