Trump iklim değişikliğine bu kez inanacak

İklim değişikliğine bir türlü inanmayan, bunu ABD ekonomisine zarar vermek isteyenlerin, özellikle de rakibi Çin’in uydurduğu bir hikaye olduğunu savunan ABD Başkanı Donald Trump kendi anlayabileceği bir yolla ikna edilecek. Küresel ısınmanın etkisinin en somut olduğu söylenen buzulun üzerine Trump’un yüzü kazınacak.

Finlandiya merkezli iklim grubu ‘melting ice’ın başlattığı ‘Project Trumpmore’ adlı bu sanat ve sosyal sorumluluk projesi ile ABD başkanı Donald Trump’ın iklim değişikliği konusundaki tavrının yanlışlığı kanıtlanacak. Şöyle ki; 115 metrelik Donald Trump yüzlü buz heykeli iklim değişikliği ile artan küresel ısınma nedeniyle eriyecek. Buzul heykelde yapılacak düzenli ölçümler ile iklim değişikliğinin gerçekliği yansıtılacak.

Melting Ice aslında iklim değişikliğine inanmayan ve bu konuda söz sahibi olan herkesin benzer bir heykelini yapmak istiyor. Ne de olsa insanlar kendi yüzlerinin giderek yok olmasına kayıtsız kalamazlar…

Bu arada Trumpmore’un tamamlanması için yarım milyon dolar toplanması gerekiyor. Eğer projeye destek vermek isterseniz www.projecttrumpmore.com adresinden destek olabilirsiniz.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Roma parklarını koyun ve keçiler temizleyecek

Roma Belediyesi bakımsız kalan parkları için son derece doğal ve ilginç bir yöntem buldu. Belediye Başkanı Virginia Raggi tarafından ortaya atılan fikir sayesinde bu iş için koyun ve keçiler görevlendirilecek. Bu yöntemle Belediye kısıtlı bütçesini zorlamazken, koyun ve keçiler de karınlarını doyurmuş olacak. Bakımsız parklardaki büyüyen yeşilliklerin temizlenmesi dışında, koyun ve keçilerin dışkıları da gübre olarak kullanılabilecek. Ayrıca çevre düzenlemesi için gürültülü ve çevreye zararlı gaz salınımına yol açan makina kullanımının çevreye verdiği zarar da önlenmiş olacak.

Muhalefet başta olmak üzere çeşitli çevrelerden alaylı eleştiriler alan bu uygulama, tüketici hakları derneği tarafından destekleniyor. Dernek, Roma’da yetiştirilen 50 bin koyunun bu iş için kullanılmasına yardımcı olabileceklerini açıkladı. Bu yöntem Berlin gibi büyük şehirlerde de uygulanıyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Kanadı yaralı kelebeğe ameliyat!

Herkes kelebekleri sever. Ama Amerikalı Romy McCloskey adlı kadın için kelebekler çok daha özel bir yere sahip. Çok sevdiği annesini kaybetmeden önce annesinin moral vermek için söylediği ne zaman bir kelebek görse onunla olduğunu bilmesi gerektiği sözleri nedeniyle McCloskey, Teksas’ta bulunan evinin bahçesindeki tırtılları toplayıp kelebek olana kadar besleyecek kadar kelebek düşkünü olmuş.

McCloskey beslediği tırtıllardan birinin kozalak oluşumu esnasında zarar görerek kanadının bir kısmı kopmuş bir kelebeğe dönüştüğünü görünce bir şeyler yapması gerektiğini düşündü. Üç günlük erkek kelebeğin hiç uçamayacak olmasına dayanamayan Teksaslı kadın, bir kaç gün önce ölen bir kelebeğin kanadını dikkatli bir şekilde keserek, kelebeğe yapıştırdı. Yapışma esnasında kelebeğin zarar görmemesi için de yapıştırıcıyla birlikte talk pudrası kullandı. Bu küçük ameliyatın ardından kelebek uçarak uzaklaştı.

Uzmanlar bu işlemin acı verici olmadığını ve kelebek üzerindeki etkisinin insanlardaki saç kesimi gibi olduğu belirtiyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Gökkuşağı renkli nehir!

Kolombiya’nın Serrania de la Macarena Ulusal Parkı’ndan geçen Cano Cristales Nehri gökkuşağı renklerine sahip. Görenlere cennetten bir parça sunan bu nehir yılın sadece yarısında bu renklere sahip. Bunun nedeni ise yılın altı ayı su altında yetişen bir çiçekli ot türü. Podostemace adlı bu otlar kırmızı, mavi, yeşil ve sarı renkli çiçekleriyle suyun altında şaşırtıcı bir güzellik sergiliyorlar.

Pek çok ziyaretçiyi çeken bu rengarenk nehir oldukça da iyi korunuyor. Kolombiya hükümeti akarsuyun zarar görmemesi için parka günde en fazla 200 kişinin girişine izin veriyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Beyin MR’ına benzeyen hava durumu fotoğrafının sırrı çözüldü

Meteoroloji uzmanları, 20 haziran 2014 tarihinde Teksas üzerindeki hava durumu görüntülerinde ürkütücü bir şey farkediyor. Hava durumu olayından çok bir beyin MR’ına benzeyen görüntüler uzmanlarda merak uyandırıyor.

Bu görüntülerin gizemini araştıran bilim insanları, 40 km uzakta bir ordu üssü olduğunu öğrenince, bu görüntülerin ordunun büyük çaplı bir paraşüt tatbikatıyla ilgisi olup olmadığını netleştirmeye koyuluyorlar. Ancak ordunun bu tatbikatları bir başka yerde yaptığını öğreniyorlar.

Bunun üzerine uzmanlar bu görüntülerin meteorolijede mikro patlatma adı verilen olay olabileceğini düşünüyorlar. Mikro patlamalar bir faciaya neden olabilir. Bu güçlü kitle yere hızlıca çarpıp yükseldiğinde bir nükleer bomba etkisi yaratabilir ve güçlü fırtınalar yaratır. Uçaklar için de bunlar son derece tehlikelidir. Ama uzmanlar görüntülerin kaydedildiği sırada güçlü fırtınaların olmadığını kaydedince bu olasılığı da eliyorlar.

Uzmanlar bu defa radarın solar radyasyonun neden olduğu güneş parlaması olasılığı üzerinde yoğunlaşıyorlar. Meteorologlar görüntü günü bir güneş parlaması olduğunu keşfediyorlar. Ama zamanları uyuşmuyor.

Bunun yerin yüzeyinde bir durumdan kaynaklı olma ihtimali araştırılırken, bu görüntülerin ortaya çıktığı yerin dünyanın en büyük yarasa kolonisinin yaşadığı çok özel bir mağara olduğu keşfediliyor. Akşam olunca mağaradan çıkan milyarlarca yarasanın görüntülerdeki hortumu oluşturduğu anlaşılıyor. Yağmur bulutu gibi görünen bu şey aslında bir yarasa bulutuymuş.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Bahama Adaları aslında yarı canlı bir organizma!

Karayipler’de yer alan Bahama Adaları’nın gerçekte bir canlı olduğu hiç aklınıza gelir miydi? Evet, bu doğa harikası adaları mikroorganizmalar oluşturuyor. Sayılamayacak kadar çok mikroorganizma bir araya gelerek bu adayı oluşturuyorlar. Çok çabuk üreyen bu mikroorganizmalar çoğaldıkça beyaz kayalar oluşuyor ve ada büyüyor. Bu organizmaların en temel besin kaynağı ise demir.

Neden Baham Adaları?

Bilim insanları bu şaşırtıcı keşfi yaptıktan sonra bu mikroorganizmaların neden dünyanın başka yerinde değil de Orta Amerika’daki Bahamalar’da böylesine mesken tuttuklarını merak ediyorlar ve araştırmaya başlıyorlar. Buldukları sonuç ise en az olayın kendisi kadar şaşırtıcı. Mikroorganizmaların temel besin kaynağı olan demir hava akımı ile Afrika kıtasından tam da Bahama Adaları’nın üzerine geliyor. Böylece rahatça beslenip üreyebilen bu mikroorganizmalar da dünyaya Bahama Adaları gibi bir cennet sunuyorlar.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

And Dağları Bataklıklarındaki tepecikler kimin eseri?

And Dağları bataklıklarında ilginç büyük bir sürü tepeciğin ne olduğunu merak eden bilim insanları bu tepelerin nasıl oluştuğunu araştırmaya başladılar. Bilim insanları birçok ihtimali eledikten sonra şaşırtıcı bir gerçeğe ulaştılar. Bu tepeciklerin yaratıcıları uzunlukları 150 cm’ye kadar ulaşabilen solucanlardı. Bilim insanlarının ‘Canavar Solucan’ dedikleri bu solucanların milyonlarcası bu bataklıklarda yaşıyordu ve bu tepecikler de onların dışkılarından oluşuyordu.

Uzaydan çekilen fotolarda bile çıkabilen bu tepeciklerin dünyanın en sıradan canlılarının eseri olabileceği kimin aklına gelirdi? Bilim insanlarının dediği gibi gerçekten ‘Doğa İnanılmazdır’.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Pasifik Okyanusu’ndaki Sandy Adası nereye kayboldu?

2012 yılı Kasım ayında Pasifik Okyanusu’nun uydu fotoğrafında Sandy Adası mozaiklenmişti. Bunun nedenini merak eden bilim insanları Adanın olduğu yere gittiklerinde ortada Ada falan olmadığını gördüler. Ada ortadan yok olmuştu.

Adanın birden bire ortadan yok olması üzerine bazı teoriler ortaya atıldı. İlkin Adanın su altında kalmış olabileceği düşünüldü. Sonar sistemle yapılan taramalarda su altında hiç bir kara parçasına ulaşılamadı. Üstelik veriler de su seviyesinin o kadar yükselmediğini gösteriyordu.

Bunun üzerine Adanın aslında hiç var olmadığı, eski haritalarda zaman zaman hataların olabildiği düşünüldü. Haritalarda bu adanın yeri yanlış belirtilmiş olabilirdi. Ancak bu Ada ilk kez harita konusunda titiz çalışmalarıyla bilinen Kaptan Cook tarafından haritaya konulmuştu. Ayrıca çoğu kez farklı harita çalışmalarında Ada kontrol edilip haritadaki yerini almıştı.

Bilim insanları bu nedenle başka bir varsayıma yoğunlaştılar. Sandy Adası bir sünger taşı adası olabilirdi ve bu tür adalar sabit olmayıp suda sürüklenebilen adalardı. Ancak burada da bir sorun vardı çünkü 100 yıl gibi bir zaman diliminde Ada sabit olarak yerinde görülmüştü.

Bu teori de yatınca bu defa işin içine komplo teorileri girdi. Adanın ABD ordusu tarafından sık kullanılan bir ada olduğu ve ordunun bir geminin yok olmasını amaçlayan Filedelfiya Deneyi’nin kurbanı olabileceği ortaya atıldı. ABD Ordusu bunu inkar etti.

Şimdi teoriler tükendi. Herkes merak ediyor. Sandy Adası’na ne oldu?

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Çin bilmecesi: Elektrikli gemi ile kömür taşımak

Dünyanın en fazla kömür üreten ve tüketen ülkesi Çin artık hava kirliliği nedeniyle nefes alamaz hale gelince kömür üretimini ve tüketimini kısmaya çalışıyor. Aynı zamanda temiz enerji kaynaklarına da yatırımda başı çeken Çin geçtiğimiz günlerde ilginç bir çelişkiye imza attı.

Çevresel kaygılarla atmosfere karbondioksit salmayan dünyanın ilk elektrikli kargo gemisi inşa ederek yüklerini taşımaya başladı. Üstelik bu gemi, yükleme yaparken ya da boşaltırken şarj olabiliyor. 2 saatlik bir şarj ile sularda 50 mil yol katediyor.

Buraya kadar herşey güzel, ama bu noktadan sonra işler biraz tuhaflaşıyor. Çin bu çevre dostu gemi ile atmosfere en fazla karbondioksit salan bir madde, yani kömür taşıyor. Evet yanlış duymadınız, çevresel kaygılarla inşa ettiği dünyanın ilk elektrikli gemisiyle tam 2300 ton kömür taşıyor. Kömürü ülkenin bir termik santraline elektrik üretimi için taşıyan gemi, gitmişken belki de elektriğini de oradan şarj eder, kimbilir…

Sanırım bu da çözülmesi gereken bir Çin bilmecesi…

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Endonezya’daki yanardağ patlarsa kışlar daha soğuk olacak

Bilim insanları eğer Endonezya’nın Bali Adası’nda bulunan Agung Yanardağı patlarsa, stratosfere büyük miktar kükürt dioksit salınabileceğini ve önümüzdeki yıllarda daha soğuk kışlar yaşanabileceğini kaydediyor. Soğuk kışın anlamı ise yüksek gaz fiyatları olabilir.

Eylül ayından bu yana hareketli olanAgung Dağı geçtiğimiz günlerde kül püskürtmüştü.  Araştırmalara göre tropik patlamalar ABD’de yumuşak kışları getirdi. Ancak Afrika’da etkisinin ters olacağı kaydediliyor.

ABD Ulusal Atmosfer Araştırma Merkezi’nden Michael Mills, “Agung, stratosfere yeterince büyük bir kükürt dioksit kütlesi salarsa, küresel ortalama sıcaklık birkaç yıl azalacaktır. Ancak bölgesel ve mevsimsel iklim etkileri daha karmaşık olacak” açıklamasını yaptı.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr