Muz ve ananasın aşk meyvesi asla görüntüye aldanmayın diyor

Günümüzde herşeyi dış görünüşüyle değerlendirmek son derece yaygın. Herşeyin hızla tüketildiği bir dönemde bu durum son derece anlaşılır. Ama bilen bilir, hiç bir şey göründüğü gibi değildir.

Cherimoya adı verilen ve tarih öncesinden fırlayıp gelen bir dinazorun sırtını andıran meyve de öyle. Cherimoya, muz ve ananasın karışımından elde edilen bir meyve. Bu tuhaf görünüşlü meyve, görünüşünün aksine dünyanın en leziz meyvesi…

Tropikal meyvelerin resmi tat geçişi…

Ünlü edebiyatçı Mark Twain bu meyveyi insanlar tarafından bilinen en lezzetli meyve olarak tanımlamış. Mark Twain dediyse vardır bir bildiği, güvenmek gerek. Ekvador, Kolombiya ve Bolivya vadilerinde bolca yetişen bu meyve Latin Amerika mutfağının vazgeçilmezlerinden. Tadının ise muz, ananas, papaya ve mango gibi tropikal meyvelerin bir karışımı olduğu ve tatlı niyetiyle de yenilebileceği ifade ediliyor.

Bir kaşıkla yemenizin tavsiye edildiği bu lezzet şelalesi meyve aynı zamanda da zengin bir antitoksidan, C Vitamini, protein ve lif kaynağı.

Unutmadan, İspanya’nın güneyinde de yetişen bu meyve çok benzer iklime sahip Türkiye’de neden yetişmesin. Belki de bu yazıyı okuduktan sonra denemek isteyen birileri çıkar ve öncülük eder.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr

Yiyeceklerimizi biz değil, bağırsak mikrobumuz seçiyor

Yiyecek seçimlerinizi kendi özgür iradenizle yaptığınızı mı düşünüyorsunuz? Ben canımın istediğini yer, istemediğini yemem mi diyorsunuz?

Bilim insanlarının ikizler ve aileler olmak üzere iki grupta yaptıkları araştırmalar çok fena yanıldığınızı gösteriyor. Meğer hangi yiyeceği mideye indireceğimizi bizim dışımızda bir çok şey belirliyormuş. Öncelikle de genlerimiz.  İçinde yetiştiğimiz aile ve toplumdan çok genlerimiz yiyecek tercihimizi belirliyor.

Ama bu kadarla bitmiyor. Bilim insanları genler dışında bağırsak mikroplarının  yiyecek seçimimizde esas belirleyici olduğunu keşfettiler.

Bağırsak Mikrobu deyip geçmemeliyiz…

Bunu da bağırsak mikrobu enjekte edilen meyve sineklerinin yiyecek tercihlerinin değiştiğini gözlemleyerek kanıtladılar. Bağırsak mikropları hiç de hafife almamamız gereken, belki de yaşamımız için olmazsa olmazlardan biri. Sindirim ve bağışıklık sistemimizi güçlendirdiği gibi, serotonin gibi bazı beyin kimyasalları da üreterek sağlıklı sinir ve beyinsel işlevlere sahip olmamızı sağlıyorlar.

İşte, aynı yiyecekleri yedikleri halde bazı insanların şişman, bazılarının da zayıf olmasının nedeninin bu kişiye özel bağırsak mikropları olduğu belirtiliyor. Bu bağırsak mikroplarını dikkate almayan hiç bir diyetin de başarıya ulaşması mümkün görünmüyor.

PaylaşShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this pageShare on Tumblr